Henri BERGSON /Madde ve bellek üzerine düşünceler/Kabuller ve yorumlar._1_

Tin ve madde gerçektir ama kimilerine göre bunların arasında hiç de yakın olmayan ilişkiler vardır. Maddenin algılanışımda insan tamamen bir bütün algılamasına gitmekte maddeye, genel özelde diğer maddelerden ayrı tutmamaktadır. Maddenin algılanışında dış duy argaçlarımızı kullanırız. Bu maddenin algılanışında bizim kendi algımız onun algılanmasına fakat kendi duyuşumuza yani varlığımıza yol açar. Aslında bizim bu maddenin algılanışındaki duyarlılığımız çok insanıdır. Ve burada maddenin algılanışı diğer madenin algılanışının bir delili olmaktadır. Örnek olarak şunu söyleyebiliriz kendimin duyuşu ve kendi algımı başkaları için tamamen farklı bir algıdır bu diğer maddeler içinde böyledir. Kendi durumuzda sıcak soğuk düşünceli duygulu ve diğer durumları içsel olarak yaşarken diğer insanlar için kendi duyuşunda bir varlığız ve onu algılamaktan çok uzağız. Onu var edenlerden birisiyiz ama o olamayız. Bu taş içinde böyledir kendimiz canlı varlıklara kondurduğumuz soyut imgelerden çabucak uzaklaşmalıyız.

Birde algılanan bir durumda ikinci bir durum olarak bizim algı yorumlarımız oluşturan bilinç durumu ve bizim kendimizin algılarını yöneten ve hesaplar yapan beynimiz vardır bu ikisi bir nesneyi hangi ortaklıkta resmeder? Bu yönüyle beynin üzerindeki ve bilincin kendisindeki duyarlılık durumu ve ilişkisi tamamen birbirine bağlıdır.

Dünya bilim yasaları ve içinde doğduğumuz “gerçek”in sanın duyargalarıyla hissettiği ve ağıladığı gerçek dünyadır. Bu katıdır doğrudur ve yalındır. Bizlerin bu konumu bir hayvanınkiyle eşittir onun algılama sınırlarının sınırlılığı onun bu gerçeğin içinde doğmuş olduğu fikrini değiştirmez.

Bu karşımızda olan yanımızda üstümüzde ve her türlü kendi dışında lığımız bizim dışımızdadır bu bizim gördüğümüz her şeydir. Ki burada görme nemli bir sınırı açarak imgeler dünyasını genişletir. Buralarda gördüğümüz her madde aslında birileri, üzerin de ama birbirleri ile derin ilişki içindirler suyun toprağı çamur yapması ve bizim ciğerlerimizle oksijen dolması yaşamamız kan hücrelerimizin bununla beslenmesi… Bu değerlere bir şey katmamıza gerek yoktur. Onlar Mevcuttur ve vardır. Bununla birlikte Bergson’un dediği gibi ve kanımca doğru olan bu görüşe göre insan bedenini algılasa da bunun içeriğine dair kendi ufkunun dışına taşamaz kendi içsel durumu ile bedeni bir çatışma yaşamaz mı? Kendi ruhu coşarken bedeni yorgun düşmez mi?

Burada kendi içimizi duygularımızı ve görünüşleri bilemeyiz.


Mustafa Cevat Atalay.